21 Kasım 2009 Cumartesi

İLK AŞK SON TÖRENLER


Yazarın kurmuş olduğu o dünyaya "Cumartesi", "Sonsuz Aşk", "Yabancı Kucak"la devam ettiğim okuma serüvenime bir öykü kitabı olan "İlk Aşk Son Törenler" ile devam ettim. Ama ne yazık ki; daha önce okuduğum romanların tadını alamadım. Sanırım doğru bir zaman değilmiş, bu kitabı elime almak için. Kitap neredeyse 15 gündür elimdeydi. Bir okuyucu için her kitabın bir zamanı olduğunu düşünürüm. 8 ayrı hikayeden oluşan kitabın asıl konusu, cinselliğin keşfi. Ian McEwan'ın kalemini çok çok sevmeme rağmen bu öykü kitabını sevemedim. Daha sonra, zamanı geldğininde tekrar okuyacağım bu kitabı. Umarım bende yaratmış olduğu bu ters etkiyi silebilirim. Şimdi sırada diğer romanları var, vazgeçmedim yani yazarımdan. Sizde bir okuyun,deneyin derim. Belki de Ian McEwan hep roman yazsa daha güzel olur.

Kitabın Arkasındaki Not:
Günümüz İngiliz edbiyatının önde gelen isimlerinden Ian McEwan, kendisine Somerset Maugham Ödülünü kazandıran "İlk Aşk Son Törenler" adlı öykü kitabında insan yaşamının belki de en sorunlu ve yakıcı dönemine eğiliyor. Adına yeni yetmelik denen, saplantılarla, cinselliğin keşfiyle, bilinmeyenin gizine duyulan merakla örülü o döneme. Bu öyküler salt can sıkıntısı yüzünden cinayet işlenebileceğini, yeni yetmelere özgü merakın cinsel sapkınlıklara yol açabileceğini, katışıksızkötülüğün dayanılmaz bir yalnızlığa deva olabileceğini gösteriyor. McEwan yeniyetmelik sancılarını, sıradan insanın saplantılarını, sapkınlıklarını ve tekinsiz olana eğilimlerini bilim tarihi, Tarot kartları ve Commedia dell'arte'den oluşan şaşırtıcı bir kültürel yelpazeyle birlikte okura sunuyor. Tümü de cinselliğin keşfi ana izleği etrafında toplanmış olan bu öykülerde tabuları kırmaya, toplumsal uzlaşımları yerle bir etmeye girişerek, bilinçaltımızda yatan, karanlık ve meşım olana yönelik doğal eğilimlerimizi harekete geçirmek için şok taktikler uygulanıyor.

Kitabın Adı: İlk Aşk Son Törenler
Çeviren: Ahmet Deniz Özsoylu
Sayfa Sayısı: 152
Yayınevi: Ayrıntı Yayınevi

15 Kasım 2009 Pazar

KİTAP MİMİ...

Sevgili kitap dostu, blog komşum Serap beni mimlemiş. Mimin konusu kitaplar olunca pek keyiflendim. Hemen yazmak istedim. Teşekkürler Serap :)

1. Şu an okumakta olduğunuz kitap nedir? Kısaca konusunu anlatır mısınız?

Ayşe Kulin'in Gece Sesleri isimli kitabını okuyorum. Bir aile içinde yaşanılan çatışmalar, oynanan oyunlar ve kuşak çatışması.

2. En son aldığınız kitap?

Tolstoy - Hacı Murat

3. Şimdiye kadar aldığınız kitaplar içinde en sevdiğiniz hangisidir?

Bu soruya cevap vermem imkansız, o kadar çok ki......

4. Bir türlü bitiremediğiniz, bitirseniz de sizi illallah ettiren kitap hangisidir?

İlk Aşk, Son Törenler - Ian Mc Ewan

5. Elinizdeki kitap bitince okumayı düşündüğünüz kitap nedir?

Altın Defter - Doris Lessing

Bende öncelikle Bir Dilim Sohbet, Oku Yorum Yorum Oku, Leylak Dalı, Gece Yolculuğu ,Çikolata Çikolata ve Serablog'u daha sonra da tüm kitap severleri mimliyorum. Kitap dolu günler, keyifli okumalar dilerim.

09 Kasım 2009 Pazartesi

10 KASIM

02 Kasım 2009 Pazartesi

UTANÇ


Neredeyse 3 haftadır uzak kalmışım blog dünyasından. Eski hızıma ulaşamasamda yine okumaya devam ediyorum. Elindeki kitap biter bitmez yazamıyorum son haftalarda. İşlerim çok yoğun. Umarım en kısa sürede bu yoğunluk bitecek. Umudum bu yönde.

Kitabıma gelince; yazarın ilk okuduğum kitabı. 1999 Booker Roman Ödülünün de sahibi olan bu kitap, üniversitede öğretim üyesi olan 52 yaşındaki bir profesörün hayatının nasıl tepe taklak olduğunu, zevk uğruna hayatında nelerden vazgeçmek zorunda kaldığını sizi sıkmadan, boğmadan güzel kelimelerle size aktarmaya çalışmış yazar. Prof. Lurie, içindeki yaşamış olduğu duygulara yenik düşer ve öğrencisi ile birlikte olmaya başlar. Birlikte olduğu kız bu ilişkiden ne memnuniyetini dile getirir ne de şikayet eder. Ama bir gün genç kızın erkek arkadaşları bu durumu farkederler ve Prof. Lurie hakkında soruşturma başlar. Kendisini savunmadan verilen cezaya boyun eğer 52 yaşındaki profesör. Kızının yaşadığı çiftliğe sığınır. Çünkü gidecek yeri kalmamıştır. Kızının yaşadığı bu çiftlik hayatı ise ona çok monoton gelmiştir. Şehre tekrar geri dönmeye karar verir ve karşılaştığı manzara profesöre hayal kırıklığından başka bir şey yaşatmaz. Hayatını nasıl utanca çevirdğini düşünür. Pişmanlıklar su yüzüne çıkmaya başlar. Yazarın dili akıcı ve yalın. Ayrıca yazar alegori sanatını da kullanmayı ihmal etmemiş kitabında. Ben J.M. Coetzee ile tanışmaktan çok mutlu oldum. Diğer kitaplarına da sıra gelecek kesinlikle. Eminim sizde güzel bir roman okumanın tadına varacaksınız.

Kitabın Adı: Utanç
Yazarı: John Michael Coetzee
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı:253

12 Ekim 2009 Pazartesi

ZARİFE

Gelecek ile ilgili kaygıları, beklentileri olan Zarife'nin öyküsü. Ayrıca bir yüzleşme öyküsü de denebilir. Bir gecekondu mahallesinde yaşayan gençbir kız olan Zarife'nin hayalleri, yükselme arzusu, televizyonda gördüğü ve özendiği pırıltılı bir hayatın peşinde koşuşunu yalın bir dille anlatmış yazar Deniz Kavukçuoğlu. Gazeteci Bülent Serdar yağmurlu bir günde otostop yapan Zarife'yi gideceği yere kadar götürür. Aradan yıllar geçer, gazeteci Bülent Serdar bir gün televizyonda masanın üzerine çıkmış deli gibi dans eden Zarife'yi tanır. Zarife'nin bu günlere gelmesinde kafasında tek bir neden oluşur. Ertesi gün gazetedeki köşesinde Zarife'yi yazar. Zarife bu yazıyı okuduktan sonra gazeteci ile buluşup, hayatını anlatmak ister. Bir otelin cafesinde buluşup Zarife anlatmaya, gazeteci de dinlemeye başlar. Hayatındaki değişikliklerin nasıl başladığını, hayallerini, kurmak istediği yaşamı ve en önemlisi de içindeki yanlızlığı anlatır Zarife, kendisiyle yüzleşerek. Bu kadar şey yaşamasına rağmen hayatında terketmediği tek şey, dürüstlüğü. Bende en çok Zarife'nin bu dürüstlüğünü sevdim. Tesadüfen tanıştığım bir yazar ve kahramanı Zarife. Keyifle okunası bir hikaye. Kesinlikle sizde okurken keyif alacaksınız. Tavsiye ederim.

Kitabın Arkasındaki Not:
"Hep ciddiye alırmış gibi yaptılar. Öyle göründüler. Ne annem babam, ne patronum, ne arkadaşlarım, ne de sevgililerim... Kimse beni can kulağıyla dinlemedi... Dinlemek istemedi... Ama ben herkesi dinledim... Önce annemi, babamı, kardeşlerimi dinledim... Zaten içinde olduğum, yaşadığım, bildiğim sorunlarını anlatıyorlardı bana. Arkadaşlarım, sevgililerim, birlikte olduğum başka erkekler de... Herkesin yaşamı kendince en önemliydi. Ya benim yaşamım, ya benim sorunlarım?"

Deniz Kavukçuoğlu'nun, yayınlandığı günden bu yana okurlardan ve edebiyat dünyasından büyük ilgi gören romanı Zarife'nin yeni baskısı Can Yayınları'nda. Bir genç kızın yaşamın zorlukları karşısında boşluğa yuvarlanışını konu alan Zarife, toplumsal değerleri, kişisel ilişkileri sorgulayan önemli bir çağdaş roman. Kitap için Semih Gümüş şöyle yazmıştı: "Zarife'nin, başından sonuna dek bir solukta, merakla okunabilmesinde yazınsal değerinin de elbette payı var."

Kitabın Adı: Zarife
Kitabın Yazarı: Deniz Kavukçuoğlu
Yayınevi: Can Yayınları
Sayfa Sayısı: 143

08 Ekim 2009 Perşembe

UÇURTMA AVCISI


Geçtiğimiz yıllarda çok satanlar listesinde olan bir kitap. Kütüphanemde okunma sırasını beklerken yine bir kitap sever dostumun tavsiyesi üzerine hemen elime alıp okuduğum bir kitap. Sevginin, fedakarlığın, dostluğun ve ihanetin hikayesi bu kitap. Emir ile Hasan'ın hikayesi. Bir insanın vicdanın sesinin nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın susturamayacağını, hep peşinde olacağını güzel anlatmış. Kitabı okurken zaman zaman içim acıdı, yüreğim sıkıştı. Kitabın en güçlü yanı akıcı bir dile sahip olması. Afganistan'ın acı yüzüyle karşı karşıya geliyorsunuz kitabın sayfalarını çevirdikçe. Afganistan'da yaşayan insanların ne sıkıntılar içinde olduklarını, nelere katlanmak zorunda olduklarını öğreniyorsunuz kitaptan. Kitabın konusuna gelince, kitabın arkasındaki notta oldukça ayrıntılı anlatılmış zaten. Bu kitabı okuduktan sonra her çok satanların da çok kötü olmadığını ama yine de mükemmel de olmadığını bir kez daha anlamış oldum. Hikaye ne kadar akıcı, kullanılan dil ne kadar sade olursa olsun edebi olması için yeterli değil. Birçok kitap sever tarafından sevilen ve tavsiye edilen bu kitap aynı zamanda filme de uyarlanmış.

Kitabın Arkasındaki Not:
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor. Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü.

Kitabın Adı: Uçurtma Avcısı
Kİtabın Yazarı: Khaled Hosseini
Çeviren: Püren Özgören
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı:440

06 Ekim 2009 Salı

BERCİ KRİSTİN ÇÖP MASALLARI

Bu kitabı ilk olarak sevgili blog komşum Aslı'nın sayfasında görmüştüm ve hemen ilgimi çekmişti, en çok da kapağı. 1 ay kadar önce okuduğum bu kitabın destansı anlatımıyla girdim o dünyaya. Ama iyi ki girmişim, iyi ki okumuşum ben bu çöp köyünü. Bu kitaptaki kahramanlar, çöpten gelirlerini sağlayan bir mahalledir. Belediyenin gelip evleri yıktığı, mahalle sakinlerinin çöpten tekrar ev yaptığı bir yer Çiçektepe. Yazarın anlatımı oldukça yalın ama fantastik öğeleri kullanmaktan da kaçınmamış. Çöplerle kurulan bu yaşamı ben çok sevdim. Tabii yazarın türkçeyi bu kadar güzel kullanmasına da hayran kaldım. Latife Tekin'in diğer kitapları da listeme katılmış oldu bu kitap sayesinde. Çöplerden kurulmuş olan bu gecekondu mahallesini Çiçektepe'yi eminim ki sizde benim gibi seveceksiniz.

Kitaptan:
“Çöp taşıyan kamyonlar bir kez gelip gittikten sonra çöp yolunun ağzındaki simitçiler tepeye sekiz kondu yapıldığını öğrendiler.Haber onların ağzından çevredeki kahvelere,tamirhanelere,atölyelere yayıldı.”
"İnsanlar üç gün boyunca yıkımcıların gelmesini bekledikten sonra çöp yığınının başında toplandılar.Önce çöpten yamuk yumuk bir tahta parçası çıkardılar.Üstüne kömürle eğri büğrü harfleri yan yana getirip “Savaştepe” yazdılar.Tahtayı topluca götürüp çöp yolunun ağzındaki bir plastik atölyesinin duvarına astılar. Bu tahta levha bir ay sonra resmi giysili iki adam tarafından asıldığı yerden alındı.Yerine,üstünde “Çiçektepe” yazan mavi teneke bir levha asıldı.”
“Çiçektepe’de doğan çocukların kuruyup düşen göbekleri gizlice fabrika bahçesine gömüldü.Büyüyünce işsiz kalmamaları için dualar edildi.Gönlü yükseklerde olan insanlarsa bebeklerinin düşen göbeklerini sanat öğrensin diye oto tamirhanelerinin,atölyelerin bir de uzaktaki bir okulun bahçesine götürüp gömdüler.”
"Dükkan evlerdeki kadınların adına özenen Vakıf Çiçektepeli delikanlılar Deli Gönül'e "Kristin" diye ad taktılar."

Kitabın Arkasındaki Not:
Berci Kristin Çöp Masalları, bir doğuş, bir kuruluş, bir türeyiş öyküsüdür. Kentin kıyısında, çöplükte, fabrika atıklarının ortasında doğan bir hayatın öyküsü. Kentin çöpünden, yabancı oldukları kültürün artıklarından, paslı tenekeden, kartondan, naylondan, muşambadan, plastikten, bir yandan da cenk hikâyeleri, maniler, tekerlemeler ve ağıtların dilinden yaratılmış gecekondunun masalı.İnsan, daima ilksel haliyle, başlangıcıyla kendini oluştururken vardır bu anlatı içinde. O yüzden mağara resimlerini andırır bu anlatım özelliği. O resimlerin yalın olduğu kadar sarp, plastik olduğu kadar da doğal estetiğine ulaşmış, bu özelliği modern edebiyatın ortamına çevirebilmiş bir yazarın başarısıdır. Yazarın kendisi ise asla belirmez bu metinlerde; uzakta, her şeye aynı mesafede, ama zaten tam da içinde bir yerdedir hep...Yunanca'dan Farsça'ya, Almanca'dan Hollandaca'ya kadar pek çok dile aktarılan Berci Kristin Çöp Masalları, çevrildiği her dilde büyük heyecanla karşılanmıştır.

Kitabın Adı: Berci Kristin Çöp Masalları
Yazar: Latife Tekin
Yayınevi: Everest Yayınevi
Sayfa Sayısı: 135